21.2.09

Absolute Garbage


Absolute Garbage
Garbage
Tür: Alternatif
Uzunluk: 72:45
Yap: Toplama Albüm
2007

Garbage'la geç tanışanların giriş bileti gibi duran bir albüm Absolute Garbage, aynı tüm diğer best of albümleri gibi. O yüzden Absolute Garbage'ı tanımlamak biraz Garbage'ın tarihini tanımlamaktan geçiyor. Garbage'ın pek fazla değişmeyen, fakat yine de standart bir popüler gruptan çok daha fazla farklılık gösteren tarihi etkileyici, fakat Garbage hakkındaki en etkileyici şey kesinlikle Shirley Manson'ın müzikle uyumu. Müthiş bir sesi olmasının yanında, tamamen arka plandaki müzikle beraber hareket eden bir sesi var Manson'ın ve bu Garbage'ın müthiş bir sese sahip olmasına sağlıyor. Absolute Garbage'de işte bunların özeti, o yüzden notunu hakediyor.

B**

20.2.09

It's Not Me, It's You


It's Not Me, It's You
Lily Allen
Tür: Elektronik / Pop
Uzunluk: 43:12
Yap: Greg Kurstin
2009

Bayanlar baylar, sakin olun, Lily Allen'ın yeni albümü bu sefer playlistimde Tom Waits'in ardından gelmiyor. It's Not Me, It's You'nun yeri bu sefer Nine Inch Nails'in The Fragile'ının altında ufak bir bölge, ve orada gayet sakince dinlettiriyor bana kendini. Allen'ın ilk albümü uzun süre nefes alması için uygun bir türe sahip değildi, It's Not Me bu konuda kendini biraz daha geliştirmiş, Everyone's At It ve The Fear kesinlikle daha uzun süre akılda kalacak şarkılar, fakat albümün geri kalanı, her ne kadar Alright, Still'den daha olgun ve oturaklı bir sese sahip olsa da, ömür uzunluğu bakımından Alright'tan kesinlikle fazla gelişmiş değiller. Fakat The Fear, özellikle The Fear, o kadar muhteşem bir şarkı ki, durup onu dinlemek için bile albümü almak anlayışla karşılanabilir. Ama albümü alan farazi bir dinleyicinin aldığı albümün geri kalanının neden The Fear kadar nezih olmadığını merak etmesi? O biraz hayal kırıklığı yaratıcı işte.

C**

Part Two: The Endless Not


Part Two: The Endless Not
Throbbing Gristle
Tür: Endüstriyel
Uzunluk: 67:25
Yap: Throbbing Gristle
2007

Throbbing Gristle'ın, geçen yaz inanılmaz derecede aşık olduğum Indukti gibi efor gerektiren bir müzikal yapısı var. Başka bir şeylerle uğraşırken arka planda onun akmasını beklemek çok büyük bir hakaret Throbbing Gristle'ın müziğine, zira başka insanların hayatına soundtrack olmak yerine kendi başına ayakta duran bir derinliği, giriftliği var. Bu sadece müziğin kalitesi yeterli olduğu zaman anlaşılabilir bir şey ve Part Two için, müziğin kalitesi yeterliden çok daha fazla. Endüstriyel müziğin en keskin ve mat örneği Part Two, duyguları veya sitemli yakarışları yok, basitçe bir ses, bir melodi üreten mekanik dokunuşları var. Ve o mekanik dokunuşların bütünlüğünün altında da müthiş bir ruh var, az bulunan ve bulunduğunda hiç bırakılmaması gereken bir ruh.

B**

18.2.09

Scissor Sisters


Scissor Sisters
Scissor Sisters
Tür: Elektronik / Pop
Uzunluk: 50:47
Yap: Scissor Sisters
2004

Scissor Sisters, acayip bir şekilde, her zaman beynimin bir köşesindeki varlığından emin olduğum, fakat bir türlü o köşeden çıkartıp daha derinlikli inceleyemediğim bir gruptu. Sakin geçen bir günün ardından haşince gelen o "müzik bulmalıyım" hissinin kapsamında bunu yapmayı başarabildim en sonunda. Scissor Sisters, gerçekten de kaliteli bir elektronik yapıyor, popüler kökenlerden uzaklaştıklarını söylemek çok büyük bir yalan olur, fakat aynı zamanda bu kökenlerin zarar verdiğini söylemek de mümkün değil. Scissor Sisters çok rahatlıkla "dinlenebilesi" sayılabilecek bir albüm yani.

17.2.09

We Love You


We Love You
Semi Precious Weapons
Tür: Garaj / Glam Rock
Uzunluk: 35:21
Yap: Mario J. McNulty
2008

Glam Rock'a Velvet Goldmine'dan beri bir sempatim vardı, fakat Glam'in içindeki o saf 1970'ler havasını bir türlü aşamıyordum içsel değerlerini takdir edebilme yolculuğum için. Semi Precious Weapons, bu yolculuğun alakasız bir köşede soluklandığı bir sırada karşıma çıktı, tek LP'leri We Love You'yu bir köşeden indirip, başımın ağrıdığını ve muhtemelen Meddle'dan başka bir şey dinlememem gerektiğini bile bile yine de indirdim, dinledim de. We Love You -eğer genel bir topluluk da benim gibi Glam'i arada yirmi yıl boşluk bırakarak seviyorsa- aranan o albüm işte. Queens of the Stone Age gibi modern zamanların en sağlam müziğini yapan gruplardan birinin sesini alıp üzerine Glam ruhu niyetine sim tozu dökmek hiç kolay bir iş değil fakat buna rağmen Semi Precious Weapons bunu çok kolaymış gibi gösteriyor. Uzun vadede sizi bırakmayacak bir albüm olmayabilir, fakat kalitesi? Bunu sorgulamak gerçekten güç.

B***

16.2.09

Fantasy Business



Fantasy Business
Tasarım: Christophe Boelinger
Tema: Ortaçağ Gerçekçi / Finans / Müzakere
Oyuncu: 3-8
Süre: 45 dakika - 2 saat

Ömrümde gördüğüm en eserle alakasız eser ismi olmak dışında bir vasfı daha var Fantasy Business'in, kendisi aynı zamanda ömrümde gördüğüm en itici masaüstü oyunu ismi payesini taşıyor. Eğer oyunla alakasız biriyseniz, isme baktığınızda oyunun ortaçağ temalı bir cinsellik oyunu olduğuna yemin edebilirsiniz, fakat neyse ki durum bununla alakalı değil. Fantasy Business, Intrigue'in çok daha çocuksulaştırılmış bir versiyonu gibi gözüktü gözüme, buradaki çocuksuluk bir içerik yumuşatması değil, hayır, buradaki çocuksuluk daha ziyade sistemin bir kart oyununa dönmesi. Bu sistemin üstüne bir de yedinci elden sonra tekrarlayan bir müzakere ve finans sistemi eklediğinizde de vasat bir oyundan başka bir şey elde etmiyorsunuz. Sevmedim pek.

D***

15.2.09

Rock Band


Rock Band
Yap: Harmonix (Guitar Hero, Amplitude)
Yay: MTV Games
Tasarım: G. LoPiccolo / R. Kay / D. Teasdale / C. Canfield
Yaz: -
Müz: Lisanslı
Ritm Oyunu
ABD
2007

Aslında bu yazıyı yazabilmek için gerekli donanıma sahip bir insan mıyım bilmiyorum, zira Rock Band'i tam setiyle oynayamadığım gibi, Guitar Hero ile Rock Band arasındaki ince farkları ayırt edecek kadar da türle alakalı değilim. O yüzden ben de basitçe girebildiğim tek yer olan şarkılardan gireyim, açıkçası şarkı listesini Guitar Hero III'ten de, World Tour'dan da zayıf buldum. Yetersiz olduğunu söylemek (haşa) mümkün değil, fakat ilerlemek için çok ciddi bir sebep ortaya koymadığı da maalesef aşikar. Fakat yine de, aynı herhangi bir GH oyunu gibi, kendini oynatan, fakat benim kafamın yatmadığı bir mantığı var ve sırf mantığına kafam yatmıyor diye oyuna kötü diyecek değilim.

B

14.2.09

Death by Sexy


Death by Sexy
Eagles of Death Metal
Tür: Alternatif / Garaj Rock
Uzunluk: 38:48
Yap: Joshua Homme
2006

Wikipedia'da Eagles of Death Metal'in isminin nereden geldiği konusunda ufak bir bilgi var, wiki'nin söylediğine göre Jesse Hughes, Josh Homme'a Death Metal sevdirmeye çalışırken Josh Homme'un aklına gelen bir konseptmiş bu Eagles eğer Death Metal ile birleşseydi ne olurdu sorusuna verilebilecek varsayımsal cevap. Fakat Death by Sexy'yi dinlediğinizde, özellikle Death by Sexy'yi dinlediğinizde bir şey çok açık, bu Eagles ile Death Metal'in birleşiminden çok, Eagles ile Queens of the Stone Age'in birleşimi. Ritmlerde bunu görmek fazlasıyla mümkün ve her şeyden önemlisi, bu müzikal açıdan çok yüksek dinlenebilirlik oranına sahip bir sonuç çıkarmış ortaya. Eagles of Death Metal bir döneme damgasını vuracak bir klasik değil tabii ki, fakat bu yine de iyi bir albüm olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

B**

12.2.09

Pokémon Pearl


Pokémon Pearl
Yap: Game Freak (Pokémon Ruby, Pokémon Yellow)
Yay: Nintendo
Tasarım: Satoshi Tajiri / Junichi Masuda
Yaz: Satoshi Tajiri
Müz: Go Ichinose
J-RYO
Japonya
2007

Evet Pokémon Pearl klasik bir Pokémon oyunu mantığında ilerliyor, yani yine, yeni Pokémonlarla karşılaşıp onlardan kocaman bir koleksiyon oluşturmamız bekleniyor. Yani tamamen yepyeni bir tecrübe önerdiğini iddia etmiyor oyun. Fakat artık seriden beklenen bir şey olan her yeni oyunu ufak tefek tonlarca değişiklikle doldurma geleneği Pearl'de o kadar güçlü ki, Pearl, halefi Ruby'den fersahlarca ötede bir oyunmuş gibi geliyor. Contestler Ruby'de sormak zorunda hissettiğiniz "amaç ne?" sorusunu Pearl'de aklınıza bile getirmeyecek kadar geliştirilmiş ve bu, Ruby'de seriye sokulan ve Pearl'de mükemmelleştirilen bir düzine şeyden sadece biri. Berry'ler ve amaçları düzene sokulmuş, berry'lerden poffin yapmak nispeten zevkli bir mini oyun haline getirilmiş, gece-gündüz sisteminin geri gelmesiyle saldırırken çevreyi ve havayı kullanma durumu iyice derinleştirilmiş... üstelik bir de Pearl'in kendi yenilikleri var. Touch Screen'de duran Poketch ve ona yüklenebilen eklentiler tek kelimeyle harika, artan Poketop çeşitleri en alakasız adamın bile o yeni çeşit poketoplardan birine "lan tam buna ihtiyacım vardı senelerdir" şeklinde bir misyon yüklemesini sağlayacak kadar doyurucu ve benim en sevdiğim ufak, ufacık yenilik olan Pokémon fikirleri. Dr. Footsteps'in üzerinden size fikirlerini söyleyen Pokémonların söyledikleri bana tam bu oyunun ihtiyacı olan şeymiş gibi geldi, hatta bence direk olarak tam bu oyunun ihtiyacı olan şeydi. Monferno'm "Vahşi pokemonlar sahiplenilmiş pokemonları satılmış olarak görür, ama onlar hiç Liquid ile seyahat etmediler, bilmiyorlar" diyince hele, aklımda bu fikir daha bir oturdu. Her ne kadar pokemon dizaynlarının bazılarıyla problemim olsa da (bal peteği pokemon ne lan) genel olarak gerçekten beni hayal kırıklığına uğratmayan bir oyun oldu pearl, ki ruby'ye olan aşkımın seviyesinin ne kadar yüksek olduğunu düşünürsek bu hakikaten bir başarı.

A

10.2.09

New Super Mario Bros.


New Super Mario Bros.
Yap: Nintendo EAD (Twilight Princess, Wii Sports)
Yay: Nintendo
Tasarım: T. Tezuka / S. Asuke / M. Imaizumi / T. Matoba
Yaz: -
Müzik: A. Ohta / H. Wakai
Platform
Japonya
2006

New Super Mario Bros.'ın ismi inanılmaz bir paradoks aslında, çünkü bu uzun zamandır çıkan ilk eski Super Mario oyunu. Eski çünkü 2D evet, fakat ondan da önemlisi hissi. Tanımlayarak anlatamayacağım bir gerçekliği var New Super Mario Bros.'ın, anlattığı şey 83'te anlatılandan farklı değil, yani oyun aynı ve sadece bu yüzden eski veya en azından nostaljik hissetmesi gerekiyor. Fakat New Super Mario Bros. DS'inizi açtıran bir güç olmasını bu hislerden hiçbirine borçlu değil, onun bu gücü tamamen ve tamamen eskimemesinden geliyor hatta. NSMB, iyi bir oyunun yaşı olmadığının en büyük kanıtı gibi duruyor kutusunun içine, zira öyle. Platform türünün en iyi örneklerinden biri olmasının sebebi de bizzat bu zaten.

B*

Battlestar Galactica Sezon Dört Nokta Sıfır


Battlestar Galactica Sezon 4.0
10 Bölüm
Yaratıcı: Ronald D. Moore
Oyn: Edward James Olmos, Mary McDonnell, Katee Sackhoff, James Callis, Jamie Bamber
Jenerik Müziği - "Richard Gibbs - Gayatri"
2008

Galactica'nın dördüncü sezonu, beni ben ÖSS'ye deli gibi hazırlanırken bulan, çarpan ve silkeleyen, sonra unuttuğum ve en sonunda dünyanın öteki köşesinde tekrar bulduğum. Galactica'nın ele aldığı şeyi konunun hızında, yavaş ama doğru bir şekilde işleyen bir dizi olduğuna beni tekrar ikna eden o müthiş sezon. Size onu nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Üç sezon bangır bangır anlattığı temaları hiç batmadan değiştirebilmesinden mi dem vursam, yoksa değişen, değişebilen karakterlerinden mi? Müthiş oyunculuklarına ne olacak peki? Bunları anlatmaktan yer bulup harika anlara eşlik eden harika müziklerden söz edebilecek miyim? Ben hiçbirini yapmayacağım ve sakince "olmuş" diyeceğim sadece, zira BSG'nin dördüncü sezonu, ya da en azından dördüncü sezonunun ilk yarısı, olmuş. Hakkıyla, hakikaten olmuş.

A*

9.2.09

Animal Farm


Animal Farm
George Orwell
112 Sayfa
1945

Türkçe oku demişti Mehmet ona sorunumu söylediğimde, mantıklı bulmuştum, zira gerçekten de türkçe yazmak için türkçe okuma ortaya atılabilecek en mantıklı çözümdü. En kısa zamanda Türkçe bir şeyler okumaya başlayacaktım fakat... fakat elimde Animal Farm vardı işte. Sovyet komünist devriminin ve genel olarak komünist herhangi bir devrimin, komünizme kendi içinde bir değer biçmeyerek, dürüst bir sunumu Animal Farm, domuzlar ve tavukları üzerinden hem de. Bu kadar kompleks ve bu kadar girift bir şeyin, bu kadar basit şeyler üzerinden anlatılması en büyük güzelliği zaten. Okunmaya değer, okutturmaya değer bir film Animal Farm, tekrar tekrar hem de, basitliğinin altındaki gücü anlayana kadar.

A**

7.2.09

God of War: Chains of Olympus


God of War: Chains of Olympus
Yap: Ready At Dawn
Yay: Sony Computer Entertainment
Tasarım: Ru Weerasuriya
Yaz: Cory Barlog
Müz: Gerard Marino
Aksiyon
ABD
PSP
Xbox 360

God of War serisi hakkında söylenebilecek -kötü- fazla şey yok gerçekten, PlayStation 2'nin müthiş kataloğuna müthiş bir kapanıştı ilk iki oyunu. Üçüncüsünün PlayStation 3'ü tam manasıyla açabileceği günlerde yan sanayi bir oyununun (yan sanayi diyorum zira Chains of Olympus'u yapan firma ilk iki oyunu yapan firma değil) PSP'yi "açması" mümkün mü? Evet. Çok mümkün. PSP'nin fazla özel ve arzulanacak seviyede olmayan oyun katalogunun tartışmasız en nadide parçası Chains of Olympus, akıcı oynanışı ve akıl almaz grafikleriyle PSP'yi "iyi ki aldım ya" dedirtebiliyor size. Bir şeylere vurmak isteyen her oyuncunun sevebileceği bir oyun olduğu için, veya daha doğrusu, şahane bir oyun olduğu için dedirtiyor üstelik bunu. Hakkı da var hani.

B**

Intrigue


Intrigue
Tasarım: Stefan Dorra
Tema: Ortaçağ Gerçekçi/Finans
Oyuncu: 3-5
Süre: 45 dk - 1 saat

Intrigue tüm oyun boyunca yalan söylemem gereken bir Battlestar Galactica'dan sonra ilginç geldi bana ve itiraf etmeliyim ki sevmemde büyük bir etken de buydu. Fakat Intrigue'in "bir seferde bir müzakere" şeklindeki sistemi ve her şeyden önemlisi ne önerdiğin konusunda Diplomacy veya BSG'den çok daha fazla kontrole sahip olduğun gerçeği belki de onu BSG'den sonra oynamış olmamdan bile büyük etkenlerdi. Diplomacy'nin çok önemli bir parçası olan ve benim beceremediğim aktif rekabetten arınmış bir müzakere oyunu Intrigue ve gerçekten müthiş.

A

Battlestar Galactica: The Board Game



Battlestar Galactica: The Board Game
Tasarım: Corey Konieczka
Tema: Bilim-kurgu
Oyuncu: 3-6
Süre: 2-3 Saat

Uzun süredir oynamak istediğim fakat bir türlü denk gelemediğim bir masaüstü oyunuydu Battlestar Galactica, en sonunda bugün denk gelebildim. İşleyişi genel olarak dizinin hissettirdikleriyle paralel olduğu için hoşuma giden bir sistemi var oyunun. Saylon sistemi, 6 kişilik oyunlarda bile en az iki saylon olacağı için biraz taraflı gözükse de (üstelik saylonlar dört farklı şekilde kazanabilirken insanların sadece bir kazanma yolu var) insan olarak kazandığınızda sarfedeceğiniz çaba daha yoğun olduğu için oyun sizi daha meşgul tutuyor. Ben saylon olarak oynadığım için oyundan taraflı olarak biraz daha zevk almış olabilirim, fakat saylon olmasaydım bile aynı zevki alacağımı düşünmem bence oyunun kaliteli olduğunun en büyük kanıtı.

B*

6.2.09

Elite Beat Agents


Elite Beat Agents
Yap: iNiS
Yay: Nintendo
Tasarım: Keiichi Yano
Yaz: Kishiko Miyagi
Müz: Lisanslı
Ritm Oyunu
Japonya
Nintendo DS
2006

Elimde 250 dolar, harcayacak başka hiçbir yerim olmadığından gamestop'un sitesinde fiyat karşılaştırıyorum. Bir el konsolu alacağım, orası kesin, fakat hangisi olmalı ki? DS? PSP? PSP Slim? DS Lite? PSP 3000? Uzun süre düşündükten sonra harçlığımın geldiği gün gidip bir orijinal DS bir de orijinal PSP alıyorum, iki versiyonun da bir üst modellerinin önerdiklerinden fedakarlık yapmak koyuyor, fakat oyunsuz konsol olmaz, iki konsolun yanına da oyun almam lazım. PSP oyunum zaten önceden hazır, bir DS oyunu bulmam lazım... Pokemon kesin, başka? Elite Beat Agents mesela? Alıyorum oyunu, kartı DS'ime takıyorum ve... suratımdan bir gülümseme geçiyor, evet, iyi ki DS de almışım, PSP'de. Müthiş bir tasarım, müthiş bir mekanik, diğer her oynanış türünü sıkıcı gösterecek kadar harika bir oynanış. Wii'nin ilk saatlerindeki etkiyi saatlerce koruyor Elite Beat Agents, diğer oyunları oynamak eski moda görünüyor gözünüze. Müthiş.

A*

4.2.09

FIFA 08


FIFA 08
Yap: EA Canada
Yay: EA Sports
Tasarım: Joe Booth / Kaz Makita
Yaz: -
Müz: Lisanslı
Spor (Futbol)
Kanada
Xbox 360
2007

Bilgisayarımın Fifa 09'u kaldırmamasının üzerine giriştiğim PES 2009 bana arzuladığım tatmini verememiş, ben de bunun üzerine arayışlara girmiş, bunu da buradan söylemiştim. Skate 2'yi sattığım için elime geçen parayla ne yapacağımı düşünürken aklımdan tam olarak bu geçmişti işte, bu yüzden de hemen Fifa 08'e yöneldim. 09'a paramın yetmeyeceğini biliyordum ve bunun üstüne bir de 08'i iki senedir denemek istediğim gerçeği binmişti. İki senelik beklenti, son umut olarak sarılmanın bunu arttırması derken... ay aman boş verin tüm bu artı gerilimi falan, her bir beklentimi karşıladı Fifa 08. PC'deki Fifa'ların tümünden daha gerçekçi bir oynanış, harika bir multiplayer, süper modlar, harika arayüz. Bana "iyi ki almışım lan seni" dedirten (evet oyunlarla konuşurum ben) fazla oyun olmamıştı son zamanlarda, Fifa 08 onlardan biri oldu, iyi de oldu.

A

Life is Fine


Life is Fine
Allison Whittenberg
192 Sayfa
2008

Bu yazıya şöyle başlamayı planlıyordum aslında: "Kendime not, artık okul kütüphanesinden aldığın kitapları ve çizgi romanları okumamam lazım.". Gelin görün ki şu an okul çantamda bir önceki cümlede okul kütüphanesi olarak tasvir edilmiş mekandan alınma bir Animal Farm duruyor, o yüzden şöyle başlamam daha uygun sanırım: "Nasıl yapıyorum bilmiyorum, fakat okul kütüphanesindeki en durağan kitaplardan birini almayı bu üçüncü başarışım." Oysa ki Life is Fine'ın ismi çarpmıştı beni, çok güzel değil mi gerçekten? Life is Fine, basit, sakin, omuz silken bir ismi var Whittenberg'in kitabının. Maalesef aynı şeyi Whittenberg'in kitabı için söylemek mümkün değil. Ne bekliyordum bilmiyorum fakat bulduğum şeyin o bilinmez beklentiyi bile karşılayamadığı açık, beynin kitap okuyan yerlerinde pek fazla sarsıntıya yol açmayan, durağan bir öyküsü var Life is Fine'ın. Pek sıradışı değil, olması gerekip gerekmediği başka bir yazının konusu olsa da bu yazının konusu gereği sıradışı olmaması iyi bir şey de değil.

E*

1.2.09

Spider-Man: Friend or Foe


Spider-Man: Friend or Foe
Yap: Next Level Games
Yay: Activision
Tasarım: Brandon Gill / Jeff King
Yaz: Brian Reed
Müz: James L. Venable
Beat 'Em Up
Kanada
Xbox 360
2007

Artık ne kadar süredir içimde birikiyordu bilmiyorum fakat geçtiğimiz günlerden birinde sanki senelerdir oradaymış gibi gelen Manhattan'da ağ ata ata dolaşma isteğim patlamıştı. Ben de bu isteği doyurmak adına Blockbuster'a gidip henüz denemediğim iki Spider-Man oyunundan birini aldım, diğerinin kötü olduğunu biliyordum. Beni Spider-Man oyunlarının hepsinin açık uçlu olduğunu düşünmeye ne itti bilmiyorum fakat sırf o düşünce yüzünden Friend or Foe ilk bakışta beni hayal kırıklığına uğrattı. Açık uçlu bir dünya olmadığı gibi ağ atarak dolaşma da yoktu zira. Friend or Foe, benim aksime kiraladığı oyun hakkında biraz bilgi edinmek isteyen herkesin bildiği gibi bir beat 'em up oyunuydu, Marvel Ultimate Alliance ve X-Men Legends'ın rol yapma kısımları budanmış versiyonuydu hatta. Fakat bu oyunu her ne kadar olağanüstü olamayacağı bir kategoriye soksa da onu kötü yapmıyor. Friend or Foe pek yanlış yapmadan düzgün bir beat 'em up olmayı başarmış ve her ne kadar aklınızı başınızdan alacak kadar sarsıcı/çarpıcı/tokatlayıcı falan olmasa da oynanabilecek seviyede bir oyun.

C***

Absolution


Absolution
Muse
Tür: Alternatif
Uzunluk: 52:19
Yap: Muse
2003

Muse'un büyük bir ünü var ve hemen bununla derdimi anlatayım, ben sebebini anlayamıyorum. Muse senelerdir aynı şarkıyı yapıyor. Aynı türü veya aynı temada ilerleyen albümleri değil, aynı şarkıyı yapıyor. Senelerdir Bellamy aynı şekilde bağırıyor, gitarlar aynı, davullar, sözler hepsi aynı. Arada buna istisna bir iki şarkı çıkıyor albümde, onlar da zaten Muse'un dinlenesi tek şarkıları oluyor benim gözümde. Absolution da bu kurala istisna değil, Hysteria dışında neredeyse tüm albüm Muse standartlarında, fakat Hysteria'dan sonraki şarkıların öncekilere kıyasla daha dinlenebilir oldukları da açık. Yine de dinlenebilirlik kaliteye işaret değil, bu yüzden Muse'un Absolution'ı pek kaliteli bir albüm değil.

D***